Bu ara okuduklarım

Rich Riordan - Olimpos Kahramanları - Neptün'ün Oğlu

4/28/2014


Denizler tanrısı Poseidon'un oğlu Percy Jackson, uzun bir uykudan uyanıyor ve aniden kendini yılan saçlı iki kadınla yüz yüze buluyor. Sorun şu ki, bu yaratıklar ölmek bilmiyor.

Ancak bu, Percy'nin sorunları arasında belki de en önemsizi. Çünkü Percy gizemli bir yaşlı kadın tarafından bir kampa götürülüyor. Melezlerle dolu bir kampa. Percy'nin hayatında ilk defa gördüğü bir kampa. Ne yazık ki Percy geçmişinden yalnızca tek bir kişiyi hatırlıyor: Annabeth.

kesin olan bir şey var ki, Percy'nin daha yapacak çok işi var. İki yeni melez arkadaşı Hazel ve Frank'le birlikte, bugüne dek hiç görmediği kadar ağır bir görevle karşı karşıya: Yediler Kehaneti.

Bu yolda başarısız olurlarsa zarar görecek olan tek şey kamp değil ne yazık ki. Tehlikede olan, Percy'nin eski yaşamı, tüm sevdikleri, tanrılar ve elbette ki tüm dünya...




Zor oldu biraz ama,sonunda bitirmeyi başardım 2. kitabı.Ama nedense 1. kitap daha bir güzel gelmişti bana,onu daha keyifle okumuştum.Yani insan her şeyi tadında seviyor bence.Kitabı zamanında bitirmeyi bilmelidir her yazar.Bu kural sadece kitaba ait değil tabi.

Kitaın sonuna doğru,işler kızışmaya başlayınca anca keyif almayı,özümsemeyi başardım.

Ama belki doğru zaman değildi okumak için,sevemememin sebebi bu da ola bilir.Ric Riordan'ın yazım şekline ve olayları ne kadar harika bir şekilde canlandıra bilmesine hep hayran kalmışımdır.Burada da bunlar farkediliyordu tabi.Ama en çok Hazel'in durumu için ve Frank'in büyükannesi için sevemedim sanırım kitabı.

Hazel'in annesi korku filminden fırlamış gibiydi adeta.Okurken bir an baş parmağımı ön dişlerime vurma isteği duydum. :/

Frank desen koca bir bebek.Hazel ne derse onu yapıyor aşık çocuk. :) Büyükannesini kaybettiğinde de çok üzüldüm,tabi o odun parçası yanarken de Tantalus beye çok sinir oldum.Asıl odun kendisi,haberi yok!

Neyse işte,pek alışamasam da keyifle okudum diye bilirim.Benim için bu kitabın rengi koyu mavi. :)


Sevdiğim bir dialog. ;)


 “File de dönüşebiliyor,” dedi Hazel gururla.

“Bir fil.” Percy hayretle kafasını salladı. “Aile yeteneği bu mu? Şekil mi
değiştirebiliyorsun?”


Frank huzursuz bir biçimde kıpırdandı. “Şey... Evet. Atalarımdan bir
Argonot olan Periklymenos da bunu yapabiliyordu. Yeteneği bana da geçmiş.”


“Bu yeteneğini Poseidon’dan almış,” dedi Percy. “Ama bu haksızlık. Ben
hiçbir hayvana dönüşemiyorum.”


Frank ona baktı. “Haksızlık mı? Sen de su altında nefes alabiliyor,
buzulları patlatıp korkunç kasırgalar oluşturuyorsun. Şimdi bir file dönüşmem
haksızlık mı oldu?” 


Percy biraz düşündü. “Tamam. Haklısın sanırım. Ama bir dahaki sefere
sana hayvansın dediğimde...”


“Kes sesini, lütfen,” dedi Frank.



 
  Hazel Frank'i öperken ben.




Kitap boyunca ben.




_Eva_

You Might Also Like

0 yorumunuz