Bu ara okuduklarım

Judith McNaught - Cennet

5/16/2014



Bancroft mağaza zincirinin mirasçısı Meredith, babasının baskıcı dünya görüşü nedeniyle yalnız ve mutsuz bir çocukluk geçirmiştir. On sekiz yaşındayken hayatına giren Matt, deneyimsiz genç kızın dünyasını aşkla donatır. İki genç de ışığa kavuşmak için ölümü göze alan pervaneler gibi kendilerini aşk ateşine atarlar. Ancak acıklı rastlantılar ve Philip Bancroft'un korkularından kaynaklanan tutuculuğu her şeyi tersine çevirir. Aşk her iki genç için de üstüne perde çekilip unutulması gereken bir duyguya dönüşür. Yıllar sonra tekrar karşılaşıncaya kadar... Fakat yıllar pek çok şeyi değiştirmiş, ikisinin de önünde başka ufuklar açmıştır... 


 Evet,işte bir kitabın daha sonu. :) Judith McNaught kitaplarını her okuyuşumda biraz daha sinirleniyorum.Bitmelerine çok az kaldı çünki. :/ Yavaş yavaş,sindire sindire okumaya çalışıyorum.Ama bu o kadar zor ki.Hatta imkansız.

Cennet,bana geçmişte unuttuğum ve hatta şimdi bile etrafımda hayali dolanan,ama alıştığım için fark etmediğim bazı şeyleri hatırlattı.Mesela babaların aslında ne kadar tehlikeli ola bileceğini.Ya da,kıskançlık ve sahiplenmenin,yeri geldiğinde ne kadar tehlikeli bir his olduğunu...

Meredith aslında utangaç kimliği ve herkesten kaçan bazı yönleriyle okulda bana nasıl bir öğrenci olduğumu bir kez daha gösterdi. :/ Gerçekten kenardan bu kadar fena göründüğünü bilmiyordum. :/

Geleceğinin elinde olmaması ve en küçük kararını bile babasının vermesi beni açıkçası biraz sinirlendirdi.Yani tamam,gençken ve daha kendi ayaklarının üzerinde duramazken bunu yapması zaten normal.Ama artık kocaman kadınken ve kısmen evliyken bile babasına onca yaptıklarından sonra hala yumuşak davranmasını aklım almadı bir türlü.Ben gerçekleri öğrendiğinde Meredith'in daha fazla tepki göstermesini bekliyordum.Bir tek burada hayal kırıklığına uğradım. :/

Babasını çok seven ve onun kararlarına ister istemez saygı duyan biri olarak ben şahsen bana yapılan bunca haksızlığa ve hayatımın bu denli mahvolmasına dayanamazdım. :/

Neyse,geçelim Matt'a.Matt 360 derece değişmiş olarak geri döndüğünde açıkçası şaşırmadım.Neden?Çünki onda zaten bu kapasiteyi görmüştük.Bunu başara bileceğini benim kadar her kesin bildiğinden eminim.Sadece daha gerçeklerden tam anlamıyla haberim olmadığı ve bana da bazı şeyler (Matt'ın telgrafı gibi) Merdith'e gösterildiği kadar gösterildiği için Matt'ın sinirli tavrını tam anlayamamıştım.Yani sonuçta boşanmayı o teklif etmişti diye düşünüyordum.Ama sonra bu düşüncelerimden açıkçası utandım. :) Matt'ın dergilerde yazıldığı kadar geniş biri olmadığını zaten biliyorduk.

Onu utandırmak isterlerken bile bunu başaramamışlardı ve Matt'ın buradan ne kadar asil ve yeniliklere açık olduğunu gördük.

Meredith'i korumak isterken ne kadar yanlışlar yaptığını farketsek de,bu o kadar önemli değil.Sonuçta Meredith onu affetmeyi başardı. :)

Şaşırdığım ve gerçekten mutlu olduğum diğer konu Lissa ve Parker'dı...Meredith'in ona aşık olmadığını ve eninde sonunda ilişkilerinin yürümeyeceğini biliyorduk.Neden?Çünki iki kuralcı insan asla bir arada olamaz.Onlar ikisi de o kadar mükemmel ve dakik bir insandılar kibir arada olurlarsa birbirlerinin hayatını adeta cehenneme çevire bilirlerdi. :/ İyi ki olmadı.

Lissa da bu şansı kaçırmadı. ;) 

Tek kelime söyleye bilirim:Judith McNaught her kitabın sonunda bizi mutlu etmeyi başarıyor. :) Tehlikeli anlarda bile tek bir cümleyle her şeyin yoluna gireceğini biliyoruz. :)

Okunmalı mı?Tabi ki. :)

İndirmek isteyenler buraya tıklaya bilirler. :)

You Might Also Like

0 yorumunuz