Avengers

Lucy (film yorumu)

12/01/2014



Tayvan'ın başkenti Taipei'nin suça batmış yeraltı dünyası sokak çeteleri, mafya ve işbirlikçi polisler tarafından yönetilirken en aktif ticaret, uyuşturucu ağı üzerinden yürütülür. Eğlenmeyi seven, sıradan bir genç kadın olan Lucy, birkaç gece beraber takıldığı Richard yüzünden kendisini bir anda en azılı uyuşturucu şebekelerinin birinin içine düşmüş bulur. Vücudunun içine kurye olması için yerleştirilen yeni bir tür sentetik uyuşturucu, beklenmedik bir şekilde Lucy'nin vücuduna nüfuz edip kanına karışmaya başlayınca mucizevi bir durumla yüzleşir. Lucy'in damarlarında dolaşan kimyasallar, ona insanüstü yetenekler kazandırmıştır! Artık akıl okuma, telekinezi ve acıyı hissetmeme gibi güçlere sahip olan genç kadın beyinin tüm algı kapılarını sonuna kadar açacaktır...

Ünlü Fransız sinemacı Luc Besson'un senaryosunu yazıp yönetmenliğini yaptığı filmin başrolünde Scarlett Johansson bulunuyor.



Bu filmin daha önce tanıtımını yapmıştım,annem sayesinde. :) Ve izlemeyi de çok istiyordum.Sonunda izlemek nasip oldu ve çok beğendim.İzlediğim en iyi bilim kurgu filmiydi.Bunu rahatlıkla diyebilirim.

Filmin konusu: Yukarıda da anlatıldığı gibi,Lucy kendi halinde bir kız ve bir gün yeni çıkmaya başladığı erkek arkadaşı  tarafından bir çantaya kelepçelenir ve çantayı belalı bir suç örgütüne teslim etmek zorunda kalır.Lucy bu işten bir an önce kurtulmayı dilese de,işler onun istediği gibi gelişmez.Çantadan çıkan mavi toz Lucy'yi önceleri rahatlatsa da,aslında başına nasıl bir bela aldığının sonradan farkına varır.Ona bir iş teklif edilir ve daha cevaplayamadan bayıltılır.Uyandığındaysa karnında bir kesik vardır ve içinde çantada bulunan maddeden bir poşet taşımaktadır. Onu ulaştırılması gereken yere ulaştırmalıdır. (Gerisini de izleyin canııım,aaa. :) )



Şimdi baştan söyleyeyim,öyle bilim kurguya falan ilgim yoktur.Yani fantastik filmler,kitaplar bir yere kadar,onlara her zaman kapım açık.Ama bilim kurgu farklı.Fantastik tür,olmayan bir şeyi ortaya koyar ve bunu kabullenmek kolaydır.Ama bilim kurgu,elimizde olanı farklılaştırıp önümüze sununca şahsen benim kafam karışıyor.Bi de izler izlemez uyudum,bütün gece madde,enzim,evrim derken sabahı zor ettim.Uykum var yaaa benimmm. :/

Her neyse...Yani fazla detaya giremem.Girersem bir şeyi yanlış yaparım,o yüzden gerek yok... :)



Yorumum: Abisi,ben uzun zamandır film falan izlemiyom,iyice unutmuşum bu duyguyu ya.İş,ders falan derken iyice saldım kendimi.Bir kaptırdım filme kendimi ki,sormayın.Ama hakkını vermek lazım.Harika bir filmdi.Lucy'yi poşeti taşımaya razı olduktan sonra niye dövdüler,orayı pek anlamadım ama...Yani bir yeri mi kaçırdım,yanlış mı anladım,ne yaptım,çözemedim. :/



Filmde Scarlett Johansson rol alıyor ve onun ilk izlediğim filmi Avengers'de kızıl saçlıydı.Ona sarı saçın ne kadar yakıştığını tek seferde gözler önüne seriyor ve daha ilk dakikadan bizi büyülüyor.Bu kadını seviyorum ya.Oyunculuğu harika.Hareketleri ve yapmacıklıktan uzak tavırları insanı filmin ve onun etkisinde bırakıyor.Konuşmasıyla falan,muhteşem.O kadar role hakim ki,insan bir süre sonra onu gibi delice hareketler yaptığını fark etmiyor bile. ;)



Evrim teorisi.Filmde evrim teorisinden bahsediliyor.Zaten başlarken de ilk,maymunu görüyoruz ve sonra olaylar Lucy'nin gözünden bize sunuluyor.İnsan maymundan mı türemiş gerçekten ve evrim teorisi doğru mu bilemem ve dediğim gibi bilgim olmayan konulara girmek gibi bir huyum da hiç yoktur.Ama bir şekilde insanlığın taa dibine kadar gidip,oraların da görmeyi başarıyor kızımız. :)



Benim en merak ettiğim konuysa şu meşhur 'mavi toz'. Filmde de denildiği gibi gebeliğin 6. haftasında salgılanan hormonun yapay hali.Hormon bebeğin kemik büyümesine yarıyor ve (yanlış hatırlamıyorsam) %10'u bile atom bombası etkisi yaratıyor.Bu maddenin gerçekte varama ismi başka. Vikipedi bana bunu anlattı. :)  Lucy karnına darbe yiyince bu torba patlar ve CPH4 maddesi Lucy'nin bedenine sızmaya başlar.Fevkalade bir değişim geçiren Lucy yeri göğü inletir.Bir an öne maddeden kurtulmayı aklına koysa da,sonradan aslında vücudunun buna ihtiyaç duyduğunu anlar ve beyninin %100'nin kullanmaya karar veriri.Çünkü beyin nöronları bunu talep ediyor.




Filmin sonunda Lucy'nin öldüğünü kabul etmek istemiyorum.Sadece etrafa yayıldı ve madde olarak yaşamını sürdürüyor diyelim.Çünkü hiç bir kitapta,filmde ve ya başka bir konuda ölümü tercih etmiyorum.Sonu kötü biten kitap ve filmlerden de uzak dururum.Doğamda var.Duygusalım anam,aaa. :) Kendi kitabımda bile kimseyi öldürmeye kıyamadım,daha ne olsun.Leyla çatır çatır karakterleri gebertirken,ben kıyamıyom yaaaağğğğ. :'(


Filmde sonlara doğru bir de esas oğlanımız katılıyor maceraya.Aslında aşk filmi olmadığı için duygusallığa pek yer verilmemiş ama,bana yeterdi. :)  Lucy duygusallıktan yoksundu.Bu madde sayesinde insani bütün duygularını kaybetmişti ve Pierre Del Rio ona bu duyguları hatırlatmak için yanındaydı. :) Adamda fransız vahşiliği vardı,çaktırmayın. ;)



 Bu kadar sanırım.Aklıma gelince geri döner yazarım. :) Sizin de yorumlarınızı bekliyorum.İzleyenler yazsın bakalım beğendi mi,beğenmedi mi.İzlemeyenler de izlesin.İzleyin yahu,ne var ki. :)


İzlemeyenler için Lucy fragman/Lucy trailer:

 



Bu da filmin setinden. :)












You Might Also Like

0 yorumunuz