Bu ara okuduklarım

Asude - Pabucumun Ajanı

5/03/2015






 Ben Deniz Akın; Fiyasko Birlik Başkanı, yirmi beş yaşında, babasının kızı, annesinin kız kurusu, ekonominin niteliksiz iş gücüyüm. Klasik bir dünyalı, yurdum insanı, fazlaca dağınık ve meteliğe kurşun değil, ancak palavra sıkan beş parasız biriyim.

Tuna Üstüner ise 'Enler' listesinin zirvesinde bir yakışıklı, holdinglerin genç veliahdı, titiz ve disiplinli tam bir Kurumsal Kasıntı. Ben bir enkazsam o bir saray, ben bir köleysem o bir kral, ben bir esintiysem o bir tufan. Ve o benim hem felaketimin, hem de kurtuluşumun adı.

Bizim hikâyemiz nefretle başlayıp, şiddetle devam ederek, aşkla yol aldı. Beni şirketinden kovması hiçbir şey ifade etmiyordu, çünkü kanunlar bizi birbirimize mecbur bırakmıştı. Tuna her gün beni görecek ve ben her gün onun aşkıyla savaşacaktım. Bu aşk çıkmazının ortasında onu mahvetmek için tutulan bir ajan olduğumu ise çoktan unutmuştum.
Hem de onunla evlenecek kadar!
(Tanıtım Bülteninden)

Kitap Adı: Pabucumun Ajanı
Yazar: Asude
Tür: Günümüz aşk
Sayfa sayısı: 504
Basım yılı:  2014
Yayınevi: Ephesus Yayınları
Goodreads puanı: 4.51

https://www.goodreads.com/book/show/21894103-pabucumun-ajan?from_search=true&search_version=service




Başlangıçta bir tek bunu koyuyom; :D

Kitabın konusu: Deniz iş aramak için türlü yollara baş vurmuş,Ankaralı genç bir kızdır. Bir gün kafasına eser ve berbat bir CV hazırlayarak önüne gelen bir holdinge girer. İçeri alınmak için "Ahmet'in" akrabası olduğunu ileri sürerken o şirkette çalışmayacağını düşünürü. Ancak şirketin patronu,Uranüslü Tuna Üstüner'in onun için tamamen başka planları vardır. :)

Yorumum: Anammm,Uranüse gidekkk. Orada Tuna'dan çoktur demii. :D Leyla bana garip garip baksa da,kitabı okuduktan sonra başka da diyecek bir söz yok bence. O ne bilsin. :D

Uranüs'te oksijensiz kalasın,Tuna Üstüner. Uzay mekiğin istop etsin,marş basmasın,direksiyonu dönmesin inşallah!

Tuna ve onun yeşil gözlerinden,ele avuca sığmaz (Deniz'in dediği kadarıyla) baklavalarından,egosundan bahsederdim de,şimdi klavye boş yere benim ağzımın suyuyla ıslanmasın,ne gerek var.Siz zaten kitabı okuyunca o adamı (uzaylıyı,yaratığı,baklava yığınını) anlatmaya sözlerin yetmeyeceğini anlayacaksınız. Sadece adamın o kadar büyük egosu var ki.O sinir etti bir tek beni. Kendine güvenip de,karşısındakini bu kadar aşağılamak hiç bir kitap karakterinde önüme çıkmadı. Bilmiyorum,belki de çıktı,ben hatırlamıyorum. Deniz'i odadan kovması,ona bağırması falan,çok sinirdi.

Pek aşıktı Deniz kız,pek de gariban
Öldü zavallıcık Uranüslüye varamadan
Niye öldü derlerse deyin ki; 
Sebebi oldu Tuna'nın elinden dökülen şampuan!

Bir de,ben genelde erkek karakterlerin kendilerine ve ya etraftakilere şiddet uyguladıklarını okumuşumdur,yani sinirlendiklerinde bütün öfkelerini ya kendilerine,ya da etraftakilere yöneltirler.Ama Tuna tam tersi,Deniz'i az da olsa fiziksel tehdit etmekten,onu korkutmaktan,ya da canını yakmaktan korkmuyordu. Bu biraz acayip geldi bana.Alışamadım ya,ondandır. :)

Deniz tipik ev kızıydı.Özellikle o Çince laf çok hoşuma gitti.Dur hatırlayayım; Himono onna... Galiba öyleydi. :)  Bu kitapta da Denizin bu özelliğini kendime benzettim. Çok komik bir kız.İçi dıiı bir.Çenesi de maşallah o kadar güçlü ki,konuş konuş yorulmaz. Bir de babasının kızı olmasını çok sevdim. Kızlar babalarına çekmeli bence. Bu böyle. :D

"Ankara mı? Hangi köy?" diye sordu bu defa Hacer Teyzem.
 "Uranüs Gezegeni. Kurumsal Kasıntı Şehri,Ukala Köyü,Benciller mezrası Teyzem." diye içimden yanıt verdim.

En komik yerleri şunlar bunlar dersem herhalde haksızlık olur,çünkü kitapta neredeyse gülmediğim yer yok,hep ağzım kulaklarımdaydı. Bu çok iyi bir durum.O kadar komik bir dille anlatmış ki,kendimden geçtim bazen.Hele gece yarısı okuyorum ben bunu esasen,evde her kes uyurken gülmek bir bilseniz ne kadar zor. :D Ama kafasında poşetle sokak ortasındaki halini gözümün önüne her getirmeye çalıştığımda gülme krizlerine giriyorum resmen. :D

Yazar zaten harika.İlk başlarda tarzını biraz Pucca Günlük'e benzettim.Ama sonra üçüncü tekil şahıs olaylarına da girince,farklı bir yazım tarzı olduğunu anladım.Bu bizim sıkılmamamızı ve kitabı bence daha bir ciddiyetle okumamızı sağladı.Aynı zamanda Tuna'nın da ne yaptığını,ne yapmadığını,hangi Cehennemde olduğunu bu sayede öğrenmiş olduk. :D Çok sevdim çoook. :) İkinciye başladım bileeee. :)

Bir de şey,çok fazla yazım hatası vardı.Editleme başarılı değildi açıkçası.Ben bile sözlerde bir sürü yanlış bulduysam,sizler ne yaparsınız bir düşünün. :/

Alıntılar birr sürrrü.Hepsi Instagram adresimde ve ya #ÇaldığımızCümleler etiketinde saklı. :) Hatta birkaçını burda da koydum,gördünüz. :)

Bu kadar.Teşekkürler...

İndirmek için buraya tıklayın. :)

Kitabı aslında Bülent Ortaçgil'in kitapta adı geçen şarkısıyla okumak isterdim ama,şarkının adını sonra buldum. :) Onunla da okuyabilirsiniz. Ama ben Berkay - Gel Gel şarkısıyla okudum,çok da sevdim. :)


Berkay - Gel Gel (Pabucumun Ajanı soundtrack)


You Might Also Like

1 yorumunuz

  1. okuycam işallah yaa :) senin kitabını da görelim hadiiiieeeee :)

    YanıtlaSil