Bence Güzel

Koku: Bir Katilin Hikayesi (film yorumu)

1/20/2016



Jean Baptiste Grenouille, 18’inci yüzyılda Paris’te dünyaya gelmiş, son derece değişik bir karakteristik yapısına sahiptir. Her türlü kokuya karşı sıra dışı bir algılama yapısı vardır. Duyarlılığı çok yüksektir. Diğer yandan diğer duyuları aksine gelişmemiştir. Arzu ettiği kokulara sahip olmak uğrunda her şeyi yapmaya hazırdır. Bu duruma insan öldürmek de dahildir. Bir gün kendine ait bir ten kokusunun olmadığını fark edecektir. Bu durumda tek çare vardır. Ona insan kokusu gerekir, yani yeni baştan yaratacağı bir insan kokusu. Bunu elde etmek için ise de insanlara gereksinim duyacaktır. 






Uzun zamandır yazı yazmadım. Afedersiniz,giriş nasıl yapılıyordu acep? :/ Neyse,burdan dümdüz devap edelim bariii.

Filmin konusu: Bazı insanlar özel yeteneklerle ve ya özel duyularla dünyaya gelirler. Ve bu duyular ömürlerinin sonuna kadar belki de onlara eşlik edecektir. Jean daha doğarken koku alma yeteneği güçlü bir bebekti. Yeni doğmuş bir bebeğin olması gerektiği en son yerde doğmuş ve zor şartlarda büyümüştür. Koku alma yeteneği olağanüstü boyuttadır ve istediği kokuya sahip olmak,onu saklamak için her şeyi göze alır. Buna katil olmak da dahil. İlk kurbanını yanlışlıkla öldürse de sonrakiler tam bir şüurla yapılmıştır. Tam herşey bitti dediğimiz anda bile yeteneğiyle bizi şaşırtabilir.

Yorumum: Kitabı hakkında çok fazla şey duyduğum, filmin fragmanını izlesem de o kadar dikkatimi çekmeyen,ama filmi izledikten sonra aslında arkasında çok farklı bir anlam yattığını anladığım film. Can söylemese izleyelim diye,hatırlayacağım yok aslında. Çok da ısrar etmesine gerek kalmadı ya,hemen kabul ettim izlemeyi. :)

Yukarda da dediğim gibi, insanlar bazen olağanüstü yeteneklerle doğarlar. Bu yetenekler bazen onlara yardımcı olur ve bu yeteneklerin geliştirilmesi yanlış sayılmaz. Ama bazıl yetenekler bastırılmalıdır. Geliştirilmesi tehlikelidir çünkü. Pisikolojik anlamda zor bir durum olsa da...

Jean içine kapanık,soğuk,sessiz ve kolay göründüğü kadar zor bir karakterdir. Etrafında olup bitenleri pek fazla algılamaz bazen,ama ona kilometrelerce uzaklıktaki herhangi bir çiçeğin kokusu alabilir. Ürkütücü. Sonunda en çok istediği kokuyu kızıl saçlı bir kadında bulur ve olaylar daha da ürkütücü bir hal alır. Kadını yanlışlıkla öldürür ve bunun sonucunda öldükten sonra kokuların kaybolduğunu anlar. Onları saklamalıdır. Kokuları saklamak Jea'ın hayat felsefesi,yaşama sebebidir. Dünyanın en harika parfümünü yapacak güce sahiptir, ama o yine de insan kokusunu saklamak ister.

Bir süre sonra kendi kokusu olmadığını da farkeder. Aynı zamanda diğer tüm duyuları az gelişmiştir. Bu doğanın kanunudur aslında. İnsan bir duyusunu kaybedince diğer bir duyu ona yardım eder,gelişir. Jean'da olaylar tersine işlemiştir sadece. O tüm duyularını kaybetmiş, sadece koku alma duyusuyla yaşamaktadır.

Uzun arayışlar sonucu kokuyu saklamanın bir yolunu bulur ve bu yaşadığı ortamdaki 13 kadının sonu olur. Tıpkı onu satan adamların sonu olduğu gibi.Olaylar karıştı değil mi? İzlemelisiniz.O yüzden karıştı. :D

Tam parfüm hazırken ve o tüm dünyayı fethedecek güce sahipken,aslında bunu istemediğini farkeder. Bu parfüm, bu harika koku etrafındaki herkesi sarhoş eder, ama kendini onlara gerçekten sevdirmesini sağlamaz. Aldatıcıdır.Yalandır.

Kısacası film çok güzeldi. Şaşırtıcı,düşündürücü ve eğitici. Aynı zamanda ürkütücü. Çıkarmamız gereken ders şu: İnsan sahip olmadıklarını ister hep,onların peşinden koşar. Sahip olduktan sonraysa aslında bunun onun için o kadar da önemli olmadığını anlar.

İzlenmeli mi?Kesinlikle. :)


Koku: Bir Katilin Hikayesi fragman





You Might Also Like

2 yorumunuz

  1. Bayaa önce izlemiş ve beğenmiştim. Bu arada mimledimmmmm seni

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oleyyy. Mim yazmayalı baya olmuştu. Teşekkürler. :D

      Sil